Salı, Ağustos 26, 2008


Halketmek, icad etmek, O'na mahsustur. Esbab, yalnız bir perdedir.

Pazar, Ağustos 17, 2008

Cuma, Ağustos 15, 2008

müjde

Enes bin Mâlik'den gelen rivayette ise Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

"Her bir nebî Allah'dan bir dilekte bulundu. Yahud, her bir peygamberin Allah'a edeceği bir duâsı vardı. Her biri duâsını yaptı ve kabul olundu. Ben ise duâmı kıyâmet gününde ümmetim için şefâat kıldım." buyurmuşlardır.

Ravi : Büreyde
Hadis : Resulullah (sav), bir adamın şöyle söylediğini işitti: "Allah`ım, şehadet ettiğim şu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen, kendisinden başka ilah olmayan Allah`sın, birsin, samedsin (hiçbir şeye ihtiyacın yok, her şey sana muhtaç), doğurmadın, doğmadın, bir eşin ve benzerin yoktur." Bunun üzerine Efendimiz (sav) buyurdular: "Nefsimi kudret dinde tutan Zat`a yemin olsun, bu kimse, Allah`tan İsm-i Azamı adına talepte bulundu. Şunu bilin ki, kim İsm-i Azamla dua ederse Allah ona icabet eder, kim onunla talepde bulunursa (Allah ona dilediğini mutlaka) verir."
HadisNo : 1790

Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Mirac gecesi cinlerden bir ifrit gördüm. Elinde ateşten bir şule olduğu halde beni takip ediyordu. Nazarımı her atışımda onu görüyordum. Cibril (as) bana: "İstersen sana bir dua öğreteyim, onu okursan, şulesi söner ve ağzının üstüne düşer" dedi." Resulullah (sav): "Pekala!" dedi. Cibril (as) de "Şunu oku!" buyurdu: "Allah`ın kerim olan rızası için, eksiksiz, mükemmel kelimatullah hakkı için -ki hiç kimse muttaki olsun, facir olsun onu aşıp daha güzelini söyleyemez- (bela olarak) semadan inen, semaya yükselen, (ve ceza gerektiren) şerlerden, yeryüzünde yarattığı şerden, yer(in altın)dan çıkan şerden, gece ve gündüz fitnelerinden, gece ve gündüz gelen musibetlerden Allah`a sığınırım. Ey Rahman, hayır getiren hadiseler hariç."
HadisNo : 1879

Allah'ım, bizi saadet, selâmet, Kur'ân ve iman ehlinden eyle Âmin. Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e ve âline ve ashâbına, Kur'ân'ın bidâyet-i nüzulünden zamanın nihayetine kadar onu okuyan her bir okuyucunun okuduğu her bir kelimenin temevvücât-ı havâiye aynalarında Rahmân'ın izniyle temessül eden bütün kelimelerinin bütün harfleri adedince salât ve selâm et. Ve bunlar adedince, bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün mü'minlere rahmetinle merhamet et, ey Erhamürrâhimîn. Âmin. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.

Allah'ım, kullarına Seni nasıl tanıyacaklarını ve Sana nasıl kulluk edeceklerini öğretmek ve isimlerinin hazinelerini tarif etmek üzere, kitab-ı kâinatının âyetlerinin tercümanı ve ubudiyetiyle Senin cemâl-i rububiyetine bir ayna olarak gönderdiğin zâta, onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Bize ve erkek, kadın bütün mü'minlere merhamet et. Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn.

beraat kandili

Aziz, sıddık kardeşlerim, bu medrese-i Yusufiyede ders arkadaşlarım,

Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin programı nev'inden olması cihetiyle, Leyle-i Kadrin kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadirde otuz bin olduğu gibi, bu Leyle-i Beratta herbir amel-i salihin ve herbir harf-i Kur'ân'ın sevabı yirmi bine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhûr-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâli-i meşhurede on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için, elden geldiği kadar Kur'ân'la ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır.

said nursi

şualar shf 505






Pazartesi, Ağustos 11, 2008


Bu Latif, Nazik Masnuatı
O Kuru Ağaçlardan
İhraç Eden Kudrete
Hiç Bir Şey
Ağır Gelmez..





Pazar, Ağustos 10, 2008

besmele


Demek, Bismillâhirrahmânirrahîm, sahife-i âlemde bir satır-ı nuranî teşkil eden üç sikke-i ehadiyetin kudsî ünvanıdır ve kuvvetli bir haytıdır ve parlak bir hattıdır. Yani, Bismillâhirrahmânirrahîm, yukarıdan nüzul ile, semere-i kâinat ve âlemin nüsha-i musaggarası olan insana ucu dayanıyor. Ferşi Arşa bağlar, insanî arşa çıkmaya bir yol olur.



Dirilir Zaman

Sanma ki yoklukta kaybolur gider,
Hakk’ı idrak için verilir zaman.
Kızıl kıyamette tüllenen nura,
Emir nefer olur serilir zaman.

Efendim (sas) yolların Hakk’a varası,
Sensizlik ruhların elim yarası,
Nefsî bir hayatın yok hatırası,
Gün batar, ruh çöker, yorulur zaman.

Dalgalar yük olsa engin denize,
Sabır ve dualar fer olur dize,
Merhamet nur olur soluk benize,
Süre uzar, kalb sıkışır bir zaman.

Dünya günahlara boyandığında,
İnsanlık geceden uyandığında,
Çaresiz kapına dayandığında,
Hak’tan nida gelir dirilir zaman

Arslan Mayda

Cumartesi, Ağustos 09, 2008

Zât-ı Hayy-ı Kayyûmun hitâbâtına, insan, câmiiyeti haysiyetiyle en mükemmel muhatap olmak ve hayretkârâne san'atlarını takdir ve tahsin etmekle en yüksek sesli bir dellâl olmak ve şuurdârâne teşekkürâtın bütün envâıyla, bütün envâ-ı nimetine ve çeşit çeşit hadsiz ihsânâtına şükür ve hamd ü senâ etmektir.

yağmur

Cuma, Ağustos 08, 2008


Hüzün Gecesi

Bir anne ağladı yüreğimde,
Gözlerinde derin hüzün.
Kimbilir kaç parça yüreği,
izleri kaybolmuş gündüzün.

Ellerine uzanan minik eller,
Kalmasın diye boşlukta,
Hüznünü gömer geceye,
Dilinde yalvaran bir dua.

Ağladı yüreğimde bir anne,
Dünyadaki tüm çocuklara.
Şefkat derman oldu bir an,
Hüznünü yükledi yeni sabaha

La Edri

yaşanmamış hatıralar

Yaşanmamış hatıralar bilirim

Büyülü sonbahar akşamlarında

Bulutlar üstünde su kenarında

Yalnız hayal edilen hatıralar

İşte; en ürpertici nağmelerle

Bizim şarkımızı söyliyen rüzgar

Sen dudağında gülümsemelerle

Ben gözyaşlarımla, bu alemdeyim

Fakat yine bizbize, başbaşayız

Duymasan düşünmesen de; unutma

Bir daha bu anı yaşayamayız..

Görülmemiş manzaralar bilirim

Karda, kışta, belki de ilkbaharda

Hür denizlerde, kuytu ormanlarda

Sadece hissedilen manzaralar

Bak. Dinle, neler anlatıyor yağmur

Üşüyorum üşüyorum beni sar

Karanlık başladı, gitme ne olur

İnan değişen manzaralar değil

Kilometreler ayıramadı bizi

Fakat bir gün gelir de birleştirir

Beyaz bir güvercin kanadı bizi..

Söylenilmemiş mısralar bilirim

Hüzün dolu yağmurlu gecelerde

Alev çalgıların sustuğu yerde

Yalnız, yalnız düşünülen mısralar

Bilinen şeyler huzur içinde

Bilmenin bilinmez bir korkusu var

Bak bütün rüyalarım nur içinde

Çünkü, bugün havasını kokladığın

Denizaşırı bir diyar bilirim

Ve o diyarda seninle beraber

Yaşanmamış hatıralar bilirim...

Ümit Yaşar Oğuzcan

amenna

mevt, vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur, hayat-ı bâkiyeye bir davettir, bir mebdedir, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesidir. Nasıl ki hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdirledir. Öyle de, dünyadan gitmesi de bir halk ve takdirle, bir hikmet ve tedbirledir.